3 Kasım 2009 Salı

Yüce İnsan

Mükemmel bir insan: Her şeyi bilen, her şeye doğru yorumlar getiren, her şeyi önceden gören, her şeye gücü yeten, vsvs....

Ups, pardon. Onun adı artık insan değil de başka birşey oluyor. İsmi önemli değil, sadece başka bir şey.

Peki neden hala birileri en iyileri bildiğini, bunun dışındakilerin yanlış olduğunu iddia ediyor? Ya da hiç araştırmadan kendi bildiğinden daha iyisinin olabileceğini düşünmüyor? Çok mu iyi durumdayız? Mükemmel olmayan "insan"a resmen "kulluk" ediyoruz: Onların dediklerini yapıyoruz, onların koyduğu kanunlara uyuyoruz, onlar bize "Yapmayacaksınız!" dediği zaman kuyruğumuzu bacaklarımızın arasına kıstırıp tabanları yağlıyoruz...
Onların doğru dediği doğru oluyor, yanlış dediği yanlış. Tek doğru onlar oluyor, bizse değişik amaçlarla bunların arkasına takılıyoruz. Ama niye?
Hiç oturup araştırdık mı? Bu adamlar ne söylüyor? Neye göre söylüyor? Kaynak, kanıt?

Yo, hayır. Bunları düşünmeye hiç gerek yok. Bizim iyiliğimizi bizden daha iyi düşünenler var. "Bizim için, bize rağmen (!)" çalışıp çabalayanlar var. Nasıl oluyorsa artık, bizim iyiliğimiz için sürekli feda edilen biz oluyoruz.

Dönüp dolaşıp, kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz. Neden? Çünkü en iyi "insan" bilir. Başka biri bu "en iyi bilen"in yaptıklarını sorguladığında, ona "Bunları yaparken dayanağın ne?" sorusunu sorduğunda, cevap "Kendim!" oluyor. Peki, bu "kendin"de bulunan aklın, mantığın, yargının dayanağı ne? Neye göre hüküm veriyor bu "en iyi bilen"? Bu verdiği hükümlerin sınırı neye dayanıyor? Seni her şeyi yapmaktan alıkoyan âciz aklın mı? Şapkamızı önümüze alıp düşünelim artık. Ne bu böyle?

Nasıl oluyor da, âcizlerin toplandığı bir merkezin, sınırı olmayan kanun yapma hakkını tanıyabiliyoruz? Bu âcizlerin aldığı kararlar günlük oluyor sürekli. Bu âcizler de bunun farkına varıncaya kadar, olan diğer âcizlere oluyor. Ya da, belki de farkına varmak istemiyorlar, kim bilir? Olma ihtimali var, çünkü onları bunu yapmaktan alıkoyacak bir "sınır" da yok, diğer âcizleri her şeyi yapmaktan alıkoyan bir sınır olmadığı gibi...

Sürekli birileri çıkıyor; başa geçince şöyle yapacağız, böyle yapacağız diyorlar... Ben şahsen henüz bir vaadin gerçekleştiğini görmedim, gören var mı? Seçerken de buna göre seçiyoruz; zaten kimse artık vaadlere güvenmiyor. Sadece, kendilerini kötü yönetimler yerine "kötünün iyisi" veya "nispeten iyi"lere bırakıyorlar. Peki niye? Neden iyi olanı, hakkımız olan istemiyoruz da, sürekli "kötünün iyileri"ne kendimizi bırakıyoruz? Çalsınlar da, daha az çalsınlar diye mi?

Düşünün artık, düşünün. İnsan her şeyi yapabilmeye kadir midir? Toplanan insanların "doğru"ya ulaşabileceğine inanan bir dünyada yaşıyoruz. Sınırı olmayan insanlar kendi refahları için başka insanların kafasına neden vurmasın? Az önce bir haber gördüm, İsrail büyükelçisi Rize Valiliğini ziyaret ediyor. Arada geçen tartışmadan sonra Büyükelçi: "Sizin de başınızda halkınızı tehdit eden bir unsur olsa, böyle yapardınız." diyor. İnsanları bunlardan alıkoyan bir şeylerin varlığı gerekli değil mi?

Yok, biz böyle iyiyiz. Bizlerle eşit olduğunu savunduğumuz insanlara kulluk ederek en iyisini yapıyoruz. Yönetimi insanlara bırakıp kendimize işkence ederek en iyisini yapıyoruz. Peki, biz mazoşist değiliz de, neyiz?