Selam ile başlayalım yazımıza, zarar gelmesin dostlarımıza, dostuklarımıza.
Bu yazdıklarımı bir filmin etkisinde kalarak yazıyorum. Fransız yapımı bir film, ismi de Secret Defense, yani Devlet Sırrı. Bir iki sahne görmüştüm daha öncesinde filmden; ilgimi çekmişti, ben de filmi edinip izleyeyim dedim. O da bu akşama denk geldi.
Holywood filmlerinden alışkın olduğumuz şeyler aslında. Ama aradaki fark, Amerikan propagandası değil de Fransız propagandası olması. Amerikan casus filmlerindeki İngilizce'yi çıkarın, Fransızca'yı koyun. Birkaç ufak değişiklikle beraber, aynı şeylere ulaşabilirsiniz. Kalıp aynı, ifade ediş tarzı aynı, her şey aynı.
Korku imparatorlukları diye bir şey var, bilmem hiç duydunuz mu. Bir süpermen filminden hatırlarım; etrafa Nazi bayrakları asılıyor, her tarafı Naziler ele geçiriyor, kahramanımız da insanları bu faşizm baskınından kurtarıyor. İnsanlara bir şeyler anlatılmak isteniyor sürekli: Amerika'nın bir düşmanı veya düşmanları olduğu. Acaba bu düşmanlar ne işe yarıyor ki? Neden Amerika sürekli birilerini düşman olarak gösteriyor?
Bahsi geçen filmde de, Fransızlar ülkedeki İslâm tehditine karşı bir şeyler yapma peşindeler. Ama bu İslam öyle böyle bir İslam değil; bir kere finansal kaynak sağlamak için İslâmî olmayan metodlar kullanıyorsunuz, kumar oynamak gibi. Sonra metroya gidip bomba patlatıyorsunuz. Artık amacınız neyse, ben de merak ediyorum. Bir sürü patlatılacak yapı dururken, en büyük yasaklardan birini çiğniyorsunuz: Hiç tanımadığınız, size zulmeden bir ülkede yaşadıkları için suçlu kabul ettiğiniz insanları acımadan öldürmeye çalışıyorsunuz.
"Bir topluluğa karşı olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın." (5:8) diyor Allah, siz de bunu hiçe sayıp, geçmişte size eziyet eden askerlere ve siyasetçilere karşı onların ailelerini, akrabalarını, yurttaşlarını hedef alıyorsunuz.
Bunu böyle gösterdikten sonra sevgili filmimiz diyor ki; Müslümanlar bu tür patlatma eylemleri yaparak, İslâm'a zarar veriyorlar. Yani, Müslüman evinde oturan, namazını kılıp orucunu tutan, ama ölümüne Fransa'yı da, Amerika'yı da ne yaparlarsa yapsınlar savunan insanlar. Müslümanlık, insanın içinde. Müslümanlık, kişiyle Allah arasında. Kur'an okuyacaksınız; ama Arapça'sından. İçeriğini anladığınız an bittiniz. Çünkü içeriği diyor ki: kulluğu tek ve en büyük olan Allah'a has kılın, hakimiyeti Allah'a has kılın, onun hükmünden başka bir hüküm tanımayın, yani başkasına kulluk etmeyin. Bunu dediğiniz an dinden de çıkıyorsunuz, gerici de oluyorsunuz. İnsanlar diyorlar ki, beynini yıkamışlar. Cevap veriyorsunuz, Kitap burda, Allah böyle diyor; ama kâr etmiyor.
Aynı şeyler Türkiye'de de dönmüyor değil. Televizyon zaten bunun için başlı başına bir araç. Kurtlar Vadisi diye bir dizi geçti bizim başımızdan. Devlet için her türlü şeyin yapıldığı, insanların feda edildiği. İnsanların refahı için oluşturulan düzenin, insanların refahı için insanlara yapmadığını bırakmadığı. Bugünlerde de Gladio diye bir filmi çıkmış. İlk bakışta anlaşılıyor zaten, toplum cephesinde devletin aklanmaya çalışıldığı.
Bunları yazmamın sebebi, izlediğim filmin moralimi bozmuş olması, Müslümanlara karşı yapılan saldırıların canımı sıkması, dayatılan düşüncelerin beni kızdırması olabilir. Bunları biliyorum, çünkü İslâm'ın temellerini ana hatlarıyla bildiğimi düşünüyorum. Ve biliyorum ki, bugün bu ülkede birkaç istisna hariç, ne sokakta, ne televizyonda gördüğümüz, gördüğünüz, gördükleri hiçbir şey İslâm'ı anlatamıyor. Belki iyi niyetli olabilirler, belki bunu başka amaçlarla yapıyorlar ama, bu İslâm değil. Bunu görmek için, okumak yeterli.