Geçmiş Ramazan bayramınızı tebrik ederim.
Bir bayramı daha geride bıraktık: Akraba ziyaretlerimizi yaptık, bayramlarını tebrik edip ellerini öptük, cebimizi harçlıklarla doldurup, dişlerimizi yediğimiz şekerler sebebiyle asit içinde bırakarak bir bayramı daha sonlandırdık.
Bir başkaydı bu bayram: Bayramın ertesi günü referandum vardı. Bayrama bile gölge düşürdü. İnsanlar, "Hayırlı olsun!" demeye çekindi. Halbuki, ne kadar güzel bir sözdür... Şu veya bu olsun yerine, "Hangisinin hayırlı olacağını bilen hayırlısını nasip etsin!" demek ne kadar güzeldir... Siyasi bir tartışma bu güzelliğe bir darbe vurdu. En yakınlarımızla tartışmalara girdik. Yeri geldi birbirimizi üzdük.
Acaba bunlara değer miydi? Birbirimizi üzmeye, bayram heyecanını terkedip siyasi tartışmalara dalmaya değer miydi? Cevap açık: Evet, değerdi.
Türk halkı, darbecilere bir mesaj verdi. Devletin üst kademelerini ele geçirip buraya çöreklenmiş kadrolara gözdağı verdi: Biz geliyoruz. Kafanıza eseni yaptığınız, bizim değerlerimizi yoksaydığınız günler geride kaldı.
Son 8 yıldaki her seçimde olduğu gibi, Aziz Nesinler boy göstermeye başladı sosyal paylaşım sitelerinde... Hakaretler edildi, "Yanlışı gördüğünüzde biz sizin yanınızda olacağız." denildi. "Bu ülkede %42 bir çoğunluk bunu istemiyor!" denildi. Bu da bir gelişme tabii. 80 yıldır seçimde mağlup olan tarafın hatırlanmadığını düşünürsek, iyi bir gelişme.
AK Parti'ye çok güvenim yok; sonuç olarak destekli yürüyorlar. Ancak, kendilerini destekleyen kesmin istediği sistem, Türkiye'nin darbeci zihniyetini mağlup edecektir. En azından daha adil bir Türkiye'ye kavuşacağımızı umut ediyorum. Geçmişimizle hesaplaşıp, varolan statükoyu devirmek için olumlu bir adım.