29 Ekim 2009 Perşembe

Çağdaş Düşünce

Selam ile.

Bugün bir arkadaşımla konuştum. Kendisiyle güncel bazı meseleleri tartıştık. Artık sıkılmaya başladım, insanların önyargılarından, umursamazlığından, atgözlüğü takıp gerçekleri gözardı etmelerinden, sonra bunların yalan olduğunu iddia etmelerinden...

Benim de bunların tamamiyle gerçek olduğunu iddia ettiğim yok, çünkü henüz tam anlamıyla araştırmış değilim. Ancak araştırılmadan, "Yok öyle bir şey" denilmesi iyiden iyiye sinirimi bozuyor. İmam-ı Azam Ebû Hanife'nin sözü geliyor aklıma, "Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım, başım göğe değerdi."

İnsanlar neden kendi fikirlerinin hâricinde birşey olduğunu gözardı ediyor? Kendilerinin tek doğru bilgini olduğunu iddia etmeseler de neden böyle düşünüyorlar? Birileri onlara fazla düşünmemelerini mi öğütlüyor? Ya da el altından, belli etmeden mi bunu onlara söylüyorlar?

Bir düşünün: Televizyonda çıkıp kimse "Dünyanın şurası şöyle, şöyle söylüyorlar, böyle yapıyorlar." demiyor. Aksine, "Dünyanın şurasındaki şu davranış tamamen gerici, bu davranış bize tamamen ters düşer, söylediklerini kaale almaya bile gerek yok." tarzı şeyler söylüyorlar. Gerçekten anlamlandıramıyorum...

Şöyle bir bakalım günlük hayatımıza. Kendimizi sorguya çekelim, özeleştiri yapalım.

Henüz 6. sınıfa başlamamış veya yeni başlamış bir çocuk: " Bugün arkadaşlarla internet kafeye gittik." Peki dün? "İnternet kafedeydik." Bilin bakalım, yarın nerede olacaklar? Bu çocuklar henüz gelişme çağında. Fiziksel etkinlikleri üst düzeyde olması gerekirken, sanki birileri onları özellikle erkan başına gömüyor... Beynin gelişme aşamasında çocuklara böyle bir koşullandırma sunuyor, artık ne istiyorsa!?

Liseli bir genci alalım: N'aptın bugün? "Okula gittim." Ne öğrendin? "İşte gırgır şamata, hoca dersi boş bıraktı biz de arkaya geçip kağıt oynadık." Vay anasını, görüyor musunuz müthiş eğitim sistemimizi? Hadi geçtik artık okulu, ondan sonra ne yaptın? "Arkadaşlarla bir yerlere gittik." Evet, böyle bir kural var zaten. Yakında anayasaya girecektir. 'Liseli bir öğrenci, günün 15 saatini arkadaşlarıyla geçirmek zorundadır.' Niye? 'Akşama kadar geyik yapsınlar' diye. Sonrası? Sonrası yine bilgisayar...

Sadece bilgisayar mı? Futbol var bir de tabii. Kulüp başkanları paranın dibine vursun diye, gençler birbirleriyle kavga edip dururlar. Ölümüne bağırıp çağırırlar, polise kafa tutarlar, birbirlerini kırıp dökerler. Biri bana burdaki mantıklı tek davranışı açıklasın!

Üniversite gençliğine hiç girmiyorum. Okulunu "gezip tozalım" diye uzatan, kütük olarak girip yontulmadan çıkan bir gençliğe hiç yorum getiresim yok. Burada tek suçlu gençler mi peki?

Ya onların başındakiler? Onlara ne demeli? Onları ne yapmalı? Parasını verip okula gönderiyorlar gerçi, daha ne yapsınlar?

Bazı insanlar yalnızlıklarını gidermek için köpek alırlar evlerine. Ama eve sokmadan öcne, sağlam bir eğitime gönderirler ki eve zarar gelmesin. Peki, yukardaki örnekle şimdikinin arasındaki 7 farkı bana açıklayabilecek var mı?

Belki diyoruz, bu yetişkinler de benzer bir eğitimden geçtiler. Kısır döngü, dolaşıp duruyor. Sanki, birileri sürekli düşünceyi baskılamaya çalışıyor. Peki neden?

Komplo teorilerine girmeyeceğim. Çünkü hepsi, aynı komplo teorisinin parçası. Şahsî kanaatim, hepsinin insanları bir yerlere yönlendirme çabası içinde olduğu yönünde. Bu yüzden, olaylara geniş bakmak gerekiyor. Geniş bakmak için, okumak gerekiyor. Okuyabilmek için, düşünmek gerekiyor. Tarafsız olmak gerekiyor. Mantıklı, makul olmak gerekiyor. Şimdi, yazının en başına dönüp, tekrar tekrar okuyabilirsiniz. Bu kısır döngüye dahil olabilirsiniz. Ya da, mesela, çözüm üretebilir veya çözüm arayabilirsiniz, değil mi? Boş boş oturmaktan iyidir.