Esasen ortada canımı sıkan böyle bir durum var. Bir bilgi birikimi gerekiyor, eyvallah. Lakin, felsefeye de biraz daldıkça bu bilgi biriktirme işlemi öyle bitecek gibi değil. Zaten okuduğumuz bir bölüm var, ardından ekstra şahsî çalışmalar... Tembelliği de eklersek, geriye hareket edecek zaman kalmıyor.
Aklımdan çıkmayan bir soru: Ne yapmalı? Kafayı yedirtecek kadar tekrarlattırıyor kendisini namussuz. Ne yapacağız?
Sanırım işe güvenmemekle başlamak gerekiyor. Eğer biliyorsan ki her eğitim aslında bir beyin yıkamadır, kimseye tam anlamıyla güvenmemek lazım gelir artık. Kişi ister istemez seni yönlendiriyor. Bundan kaçınmanın tek yolu sanırım bu.
Kefenin bir ağzında bu dururken, diğer ağzında bunun zararları duruyor. Kimseye güvenememek... Yapılması gereken her şeyin bilgisine tek başına ulaşmak... Zor iş üstadım, zor. Eninde sonunda yalnız kalıyorsun, hakikaten zor.
Derslerime de, alanıma da özen göstermeliymişim. Aslında göstermeliyim. Nereden başlayacağımı bir bilsem. Hangi yolu takip edeceğimi bir bilsem. Önce yol ne onu bir bilsem...
Nereye gidersem gideyim, önüme iki seçenek çıkıyor: Ya önüme konulanı sorgulayıp suyunu çıkarana kadar harekete geçmeyeceğim; ya da sualsiz doğru kabul edip yoluma devam edeceğim. İkincisini yapamıyorum, sanki kendime hakaret ediyormuşum gibi geliyor. İlki ise hakikaten zor. Hem sorgulamak zor, hem de harekete geçmemek zor. Bir yol gösteren olsa da, yürümeye başlasak artık.